“Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.” Hatta yetmiş yıllık, hatta bin yıllık. İnsanı insan yapan, Allah’a yönelişin ilk basamağı, taklitten- tahkike geçiş kapısı, irfan ve basiretin getirisi, İlim ve muhakemenin kaynağı, fikir yürütmenin gereği, nefs mertebelerinde yükseliş vesilesi….
Mesajlar Etiketlendi ‘Hikmet Ersoy’
Niyet bazen tek başına bir ibadet olduğu halde, diğerlerinin ibadet olabilmesi için mutlaka niyete ihtiyacı vardır. Böylece niyetin amelden hayırlı olduğu anlaşılmış olur. Öyle bir niyet edin ki; Kalben, ihlaslı olarak… Akledebildiğinizce… Muhakkak değer kazansın… Muhakkak kurtuluşa vesile olsun! İnsanın niyeti de, duası da akledebildiği kadardır!
AYASOFYA = HAGİA SOPHİA = KUTSAL HİKMET Ayasofya… Camii, müzesi, mabedi… Bir girerseniz günlerce çıkamazsınız. Ne gizemler, sırlar, şifreler, dehlizler, ahitler, resimler, melekler, sarnıçlar, Nuh’un gemisi… Ne yok ki?…
İnsan varlığının düşüncelerinden oluşan bir yazı veya aynı varlığa hitabeden bir metin, o varlıktan açığa çıkabilecek manaların fevkinde olamaz. Bir yazı hangi dilde, hangi dilin yazı şekilleri ile yazılmış olursa olsun, diğer dillere çevrilmesi ve anlaşılması gayet doğaldır. Aksi, dilin ve varlığın tabiatına aykırıdır.
Kendini “varlık” olarak tanıyan bilinç hem “ben”lik hem de “biz”lik şuuruna sahiptir. Tüm nesnelerin hem parça hem de dalga özelliğine sahip olduğu gibi. Bilinç, kişiselleştikçe, nefs “emare” boyutuna, kişisellikten arınıp, aslına yöneldikçe de “safiye” boyutuna yol almaktadır. Hassas nokta “denge” ise, her iki şuurun cem edilerek, “TEK”liğin idrakıdır.
Üçte biri suyun üstünde olan buzdağı. Erirse ne olacak? Denize karışacak… Hararet daha da yükselirse ne olacak? Buharlaşacak… Aslı ne idi? Buzdağının… Buz olması mı? Dağı gitti buzu kaldı, buzu gitti suyu kaldı, suyu gitti ruhu kaldı… Hala “varlık” alemi içerisinde… H2O olarak…
Atalarının maymun olduğunu iddia edenin, atalarına dönüştürülmesinde bir sakınca var mı sizce? Arz- talep meselesi… Olasılık dahilinde olduktan sonra… Talep eden düşünsün… Aman siz “hüsnü zan” üzere olun; Zan-edilesi konularda… İyi de, bunca olasılıktan “olanı” seçen kim? Diyesi geliyor. Düşünenin…
İnsanlık tekerleği bulması ile bugünkü teknolojinin temel taşlarından birisine ulaştırılmıştı. Ne ilhamlara, imkanlara, buluşlara sebep oldu… Fakat yolun sonu gözüküyor… Son turlarını atmakta… İnsanlık yeni bir açılıma tekerlekten kurtularak mı ulaşmak zorunda? Madde (Toprak) boyutundan, maddesiz benliğe (nar), Maddesiz benlikten, benliksiz enerji (nur) boyutuna… Geçiş midir?
Birçok sorunun cevabı sizde. Şu halimizle dahi… Aslında, bütün soruların cevabı bizde. Fakat şu halimizle değil! Teferruattan ne kadar kurtulursak, Kesretten (çokluk) ne kadar sıyrılırsak, Sorular o kadar azalmakta, cevaplar kolaylaşmakta. Soru-n-lar- aşılmakta. Çözüm ne ile ilgili? Kapasite… On-line bağlantı