Mesajlar Etiketlendi ‘Günün Yorumu’

Eğer acımasız bir yaratıcıya inanmıyorsam, gerçeği anlayamadığımı kabul etmem zorunlu tutuluyor. Şimdi soruyorum! Peygamber neden yaratıcının acımasızlığını anlatmadı? Neden O her gün belki bin kere “Allah acıyandır” derken bize “Allah acımasızdır” deniyor. Önerdiğiniz kitaplarda hiç Allah’ın merhametinden bahsedildiğini görmedim.

Mazeretin ve sistemde mazerete yer olmamasının ne demek olduğunu da biraz açmak ve anlamaya çalışmak gerekiyor galiba… Bu anlaşılmayınca, katı-duygusuz-otomatik-mekanik bir sistem yanılgısına düşülüyor… Şöyle ki, Efendimiz (s.a.v.) “eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, yerinize günah işleyen bir kavim yaratırdı” buyurmuştur.

“B” Kader, ölçüdür! Yazılmış senaryo değil… Bir metre yüz santimdir. Öyle takdir edilmiş. Her dileyen, kendince bir ölçü tayin edip; “işte bu bir metredir,” dese nasıl olur? Allah’ı gereği gibi idrak edemeden; Bizlerin -zaman ve mekan- ile kayıtlı anlama kapasitemiz ile “kader” konusu üzerinde düşünmek ve hatta yorumlamaya çalışmak abes ile iştigalden öteya gidemez.

Kuantum Fiziği yasalarının işlediği alan ile Klasik fiziğin yasaları arasında bir sınır olmayıp birbirlerine karışmaktadırlar (Bu karışımın olduğu heterojen bölge bugün Nano-bilimlerin araştırma yaptığı, Nano-mühendisliğin uygulama alanlarının geçerli olduğu düzeydir). Daha doğrusu Kuantum yasaları algıladığımız Klasik dünyanın işleyişini doğurmaktadır. İki ayrı yasa yoktur gerçekte…

Kur’an’da; “abduHU, abdu(A)LLAH” ifadeleri geçerken; “adbuRABB” ifadesi geçmez!!! Rabbin “esma terkibin” ise ve Rabbin olan esma terkibinin zorunlu kulluğunu yapıyorsan, “abduRabb” ifadesi de Kur’an’da yer almaz mıydı? Almamış; NEDEN??? Çünkü; herkes esma terkibinin değil “ESMA’ÜL HÜSNA sahibi “alemlerin Rabbi” olan ALLAH’ın

Kuantumu Anlamak başlıklı yazıda “Kritik Etki Yasası” ile ilgili olarak şöyle denmektedir; “Bir olayın veya olgunun (fenomenin) ortaya çıkabilmesi için kritik bir etkinin bulunması gerekir. Doğa genelde bu şekilde çalışmaktadır. Eğer bu kritik etki oluşmuyorsa olay gerçekleşmez. Yani varlığın hem oluşumunda hem de dağılımında kritik etki yasasından söz edebiliriz. Dolayısıyla, hem düzenli hem de düzensiz rastlantıların [...]

Değerli okurlar… Risalet Yansıtmaktır. Sembolü “Ay” dır. Bu aynadan Yansıyan, Velayet güneşinin Nurudur. Yansıtan aynanın yüzeyine mutlaka bir nur dokunur. Nur kalem dir, ki dahi yazıyı yazandır. Yansıtan nurun dokunduğu levhadır ki, mutlaka bir kitaptır. Hal böyle olunca “Resul” kitap sahibidir. Yansıttığı hakikati kavrama mertebesi onun kavrayış nuru ve dahi ona gönderilen kitabın nurudur… Bilesiniz [...]

“Sen bilmediğini bilemezsin beyin. Senin yapın bu. Bütün yapman gereken ışıkları kapatıp, olayları kendi haline bırakman. Sadece yok olman yeterli. Hadi bakalım, gücün yeterse meydan senin..”

İnsanca bir tanrı anlayışı o kadar sinmiş ki genlerimize, Muhammed Rasûl’un Allãh’ını “her konuda sınırsız özelliklere sahip”, ÖZ (!) ümüzde, bir MERKEZdeki Tanrı olarak düşünüyoruz. “Zül-İrâd” denmiş, bunu -zâten bir yanılsama olan- “isteme” özelliğimizin “sınırsız versiyonu” olarak düşünmüşüz. O (!) da -bize benzer şekilde- bir MERKEZden (!) her anda seyretmeyi (!), hikmetle yaratmayı (!) DİLİYOR [...]

Herkes her şeyi ne de güzel biliyor, bir oluyor.. Tabii hala “gerçek olmayan tekrar” devam ediyor. Ustandan aldığını satmak… Devrim lazım, sonsuz olarak. Tam anlamıyla özgürlük olacak, olan.. “O” özgürleşmek ister. Sıkıldı tanımlardan, açıklamalardan. Kim onu daha fazla özgürleştirecek. “O”na kim verecek ki “O” da versin. Bilgiyi tekrarlayarak sıkıcı hale getirmek. Bu mu “O”nu özgürleştirmek, [...]