Mesajlar Etiketlendi ‘Dilek Yaraş’

Bir soru takılmaya görsün aklımıza ya da gönlümüze.  O veya bu biçimde mutlaka cevabını alırız. Kaçarı yoktur bunun… Hele ki soru yeterince ve gereğince içtense yani ruhumuzdan geliyorsa biz onu unutsak bile o bizi unutmaz. En önemsiz ve değersiz sandığımız ego kaynaklı sorular için bile geçerlidir bu kural.

Şükretmenin Simyası

Posted: 23/06/2009 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Halimize şükretmenin önemini ne kadar bilsek de, hayatı şükranla yaşamak gerektiğine nice iman etmiş olsak da çoğu zaman unutuyoruz bu güzel duyguyu. Küçücük bir ayrıntı esir alabiliyor zihnimizi.  Takılıp kalıyoruz orada. Birbirinin benzeri sevimsiz düşünceler dolaşıp duruyor kafamızın içinde. Hele bir de derdin içine düşmüşsek eğer, insanın canının acıyan serçe parmağında toplanması gibi, sadece o [...]

Gizemli İnsan!!!

Posted: 05/06/2009 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Bazıları derler ki: Bir ilişkide tarafların birbirinden bıkmaması, sıkılmaması için insanın biraz gizemli olması gerekir. Hatta yine derler ki: İlk tanıştığınız insana hemen açmayın kendinizi. Yavaş yavaş ortaya çıkarın içinizdekileri ki sizi merak etsin. Ben de diyorum ki bu koskoca bir YALAN. Hem de tüm zamanların en büyük yalanı. Yahu, insan dediğin varlık, üç beş [...]

Ve Kalp Susmamış

Posted: 03/03/2009 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Zihin, kalbi türlü türlü oyunlarla, çeşit çeşit hilelerle susturmaya çalışmış. Her an yeni bir oyun kurmuş, en etkili kelimeleri seçmiş kalbin aklını çelmek için. Bırak, demiş, bırak… İş değil bu senin yaptığın. Haddini bil. Elinin erdiğine dokun. Gözünün gördüğüne bak. Ayaklarının götürdüğüne git, dilinin dediğini söyle. Uğraşma boş işlerle. Ötesi yok işte, görmüyorsun… Kalp görmez. [...]

Korkuyordu Ölesiye…

Posted: 22/02/2009 in Dilek Yaraş
Etiketler:

O kadar hassastı, o kadar hassastı ki -kendince- insanların kalplerini kırmamak için sürekli bir susuş ve kaçış halindeydi… Çevresine ve kendisine en büyük zararı bu şekilde verdiğinin farkında bile değildi. Aslında, duygularını kendisine bile nasıl ifade edeceğini ve ifade ettiğinde ortaya çıkan yeni duygularla nasıl başedeceğini bilemiyordu… Her zaman böyle değildi elbette… Onun da kendini [...]

Mutlak Pozitif

Posted: 04/02/2009 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Önce kaos vardı… Karanlığın içindeki kaos… Kaosun içindeki düzen, karanlığın içindeki ışık açığa çıktığında sonsuz huzura ulaşılacaktı… Umutsuz ve çaresiz ruhlar karanlığın içinde savruluyorlardı oradan oraya… Kaynaktan ayrı düşmüşlerdi… Milyonlarca ışık yılı öteye savrulmuşlardı. UNUTMUŞLARDI!…

Mahzunlar Kervanı

Posted: 24/01/2009 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Bildik hiçbir duygu tanımlayamaz içindeki hali. Hepsi ve hiçbirisindir. Teslimiyet, tevekkül dahi anlamını yitirmiştir bu noktada. İçini kaplayan sevgi öylesine soyut, öylesine büyüktür ki ne sende uyanan duygunun türünü ne de sevdiğini tanımlayabilirsin. Gece gündüz ağlarsın. Her an onu düşünür, hissedersin. Onu soluk alıp verirsin. Beyin ve kalp denen iki organın amansız bir savaşa girmiştir [...]

Kum Zerreciği

Posted: 10/01/2009 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Küçük, küçücük bir kum zerresiydi. Kimsesiz, yapayalnız, güçsüz ve çaresiz. Çılgın fırtınalardan, azgın dalgalardan korunmaya çalışıyordu kendini bildi bileli. Sürekli tufan kopuyordu sanki. Ara sıra durulduğunda ortalık, rahat bir soluk alıp şükrediyordu hala varolduğuna… Ama o tam rahat rahat nefeslenecek, biraz kendine gelecek, hatta biraz da büyümeye fırsat bulacakken yeni bir tufan kopuyor ve sürükleniyordu  [...]

An Gelir…

Posted: 30/12/2008 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Derinlerdeki incileri mercanları seyre dalmışken kıtalar kopar yerinden, yer savrulur oradan oraya, iklimler birbirine geçer de haberin olmaz. Hayatı görünenin ardındakini görerek yaşamak, mananın, hakikatin peşinde olmak ve gün gelip de görünenin ardında bulduğunun bir yanılsamadan ibaret olduğunu anlamak, sadece kendi yarattığın illüzyonun gönüllü tutsağı olduğunu farketmek, hakikatin ta başından beri apaçık bir biçimde tam [...]

O Yolun Yolcusu

Posted: 25/11/2008 in Dilek Yaraş
Etiketler:

Yavaş yavaş dönüştüğünü hissediyordu. Neye ve nereye evrildiğini kestiremese de bu evrimin hayırlı olduğunu düşünüyordu, daha doğrusu… İçi daralıyordu yine. ‘’Allahım sen yardım et,’’ dedi. Eskiden olsa sabır dilerdi, ama sabır istemenin daha çok dert dilemek anlamına geldiğini öğrendiğinden beri her daraldığında sabır yerine yardım istemeye dikkat eder olmuştu..