Uzun zaman oldu ayrı kaldık, ne selamlaşabildik ne de kelamlaşabildik seninle. Ben hep aynı halleri akıp giden zaman gibi yaşadım durdum. Her gecede korktum. Her gündüzde kaçtım ya da kaçabilmek için çalıştım, senden uzak edenlerden.
‘Veysel Orhan’ Kategorisi için Arşiv
“Demek insan olabilmem için olgunlaşmam gerekliydi. Aynı zamanda bedensel duygularla donatılmışlığım zaten sistemin işleyişi için gerekli olan unsurlardı. Ve eğer ben bu unsurları yerli yerinde kullanırsam hem sisteme uygun hareket etmiş olacağım ve hem de olgunlaşma evrimini tamamlamış olmam MURAD edilmişse(!) içimde (gönlümde) oluşturmuş olduğum amaca ulaşmış olacağım…”
Gecenin karanlık köşelerinde, acizane ve virane bir bekleyişle bekliyordu sevdiğini. Sanki her an çıkıp gelecekmişçesine umut doluydu gözleri. Ve buğulanmıştı ve titrekti ve ürkekti ama öyle sevgi ile ürkekleşen minik bir yavrunun korkusuyla bakıyordu hayata.
“Aklımdan almaya çalıştıkça seni herkes, yenilmedim. Yenilmeyeceğim. Çünkü ben gönlümü sahibine teslim edeceğim. Çünkü ben aldıkça nefesimi, gecesinde gündüzünde, yarınında bugününde ve her anında onunla olacağım. Kendimi sırf ona adayarak, onu bulmak ona ermek umuduyla büyüyerek yürüyeceğim…” *** “Aşka uçmadıktan sonra kanat neye yarar…” Hz. Mevlana…
GERÇEK; Öyle iki üç satırla anlatarak işte budur diyebileceğim bir şey olmadığından, sürekli ONU ya da ONUN herhangi bir anlamını anlayabildiğim kadar yaşamak ve bu yaşadığımı herkese yansıtmak için yazdığım herhangi bir yanı ya da sözüdür. GERÇEK; büyütürken beni, büyütendir içimdeki sevgisini. Ve bana varoluş gayemi hatırlatarak ONU tanıyabilmemi isteyendir.
Kaç zamandır uykusuzluktan şikayet eden kimseler gibi derin uykulara dalmışken gecenin bir yarısında, birden bire uyanmak isteğiyle irkildi. Ve aynı anda sonu olmayan bir uçurumun kenarından süzüldüğünü görerek ve titreyerek ve sağa sola bakarak ve medet umarak kör karanlığa sarılmaya çalıştı. Az sonra çakılı kalmıştı. Ama sanki yoktu bir şeyi. Sapasağlamdı. Neler oluyor manalarıyla bakınmaya [...]
Yaman Çelişki! Bilemediğim bir şeylerin tutsaklığını yaşadığım zamanın süresini dahi unuttum artık. Belki yıllar oldu hep aynı şeyleri düşünmekle geçirdiğim ömrümü. İnanılmaz bir haller serisinin zincirleme akışlarını sadece hayretler, şaşkınlıklar, tuhaflıklar ve bazen de ürpertiler, çelişkiler ve acılar içinde seyrederek geçiriyorum sanki her yeni günümü.
Başını önüne eğmiş, ayak uçlarını görerek ilerliyordu sokağın orta yerinde. Bir ara yol dörde bölündü, üzerinden de metro geçişi vardı. Karşıya geçmek lazım geldiğinden dikkatini toparlayıp, sağına, soluna bakındı. Ve sonra biraz hızlı hareketlenerek karşıya geçmeye koyuldu ki… Tam bu sırada semaya bak, dedi biri. Gözünü tam karşısında metro kanalının üzerinde seyreden Ay’a odakladı. Ve [...]
Çok sade ve net’ti aslında hikâyesi. Tümel yapının bir parçası olduğunun farkında olarak yaşamalıydı. Denizin taa derin ufuklarında bile olsa, ya da gökyüzünün en ince noktasına varsa hep aynı olmalıydı, aynıyı düşünmeliydi. “Ayn” ıyı bilmek gerekliliğinin düşüncelerine dalmışken, aklından türlü türlü fikirlerin türemeye başladığını fark etti. Biri diyordu ki ona; “ayn” aslında “ilk”tir. Her şeyin [...]
Kur’an’ı Kendine Göre Değil, Kendini Kur’an’a Göre Yorumlamak
Posted: 10/12/2009 in Veysel OrhanEtiketler:Veysel Orhan
Kim bilebilir ki ASLINI, aslından ötesini? Herkes yalnızca kendi anlayış kapasitesince OKUR, ANLAR, YAŞAR ve YANSITIR ONU. Evrende var olan her şey gibi, veya güneşin dünyaMIZda olan her şeye yansıtarak ışığını, o şeylerin kendileri kadar (lisanı hal ile) yansıttıkları gibi ışığı. Karanlıkların bürümüş oldukları iç dünyamızın anlaşılamazlıklarını çözmeye yüz tuttuğumuz bu büyük devirde HAKKIN (c.c.) [...]