‘Ezgi Zem’ Kategorisi için Arşiv

Acımak Yoktur Bende..

Posted: 28/10/2008 in Ezgi Zem
Etiketler:

Küçük Hanım’ın Denge‘siyle denize açılmasını hatırlarsınız… Ne çok itiraz etti, ne çok sızlandı değil mi suda seyretmemek için? « Ne olur ki? En fazla biraz ıslanır, güneşte çarpılır, yorulur ve birkaç manzara görüp dönerim. Kendimi ufuklara atmasam da olur! » demişti, en sonunda ikna olup sandalına atladığında. Bir iki kürek çekti, kıyıdan uzaklaştı biraz. Derinlik hala boyunu [...]

Denize açılmak..

Posted: 23/10/2008 in Ezgi Zem
Etiketler:

Geçenlerde Küçük Hanım, bir de baktı ki, yıllardır içinde oturduğu sırça köşk, onun köşkü olmaktan çıkmış, bir cehenneme donmuş! « Eyvah » dedi! Hayatın daha başındayken, insan elbette fark edemiyor; meğerse duvarlarını felan kalın yapmış; ışık girmeyecek kadar küçük yapmış pencerelerini. Kendisini « özgür » degil de, bir çeşit « mahkum » hissetti burada… Halbuki yıllarca etrafındakiler, köşkünü çok beğenmişler; her [...]

Hayata İki Defa Doğmak..

Posted: 16/10/2008 in Ezgi Zem
Etiketler:

Bu duruma nasıl geldim bilmiyorum. Zaman mefhumum yok… Tek bildiğim, çevremi saran duvarlar. Çok nadir, içeri ışık da sűzűlűyor ama bilmelisiniz ki, hep karanlıktayım. Derinden gelen uğultular ise, hiç bitmeyen garip bir uyku veriyor … Benden istenen ne, onu da bilmiyorum. Galiba sadece kalbimin atması, yaşamaya devam etmem yeterli şimdilik. Bazen elimi, kolumu uzatıyorum ama [...]

Muhtaca Bakabilmek

Posted: 04/09/2008 in Ezgi Zem
Etiketler:

Dunyanin neresinde olursaniz olun, karsiniza muhakkak bir muhtac cikar. Ister en zengin ulkenin en guzel butiklerinin oldugu caddede yuruyor olun, ister « crème de la crème »in milyonlarca avroluk yatlarinin demirli oldugu limanda kahvenizi iciyor olun. Hatta gitmeyin uzaklara, isinizden isterseniz nefes alamaz halde olun. Veya alisveristen elleriniz dolu donun!.. Hic farketmez, hani nasil desem, [...]