Hepimiz biliriz ki kader Levh-i Mahfuz’a yazılmıştır!.. Yani Levh-i Mahfuz’da yazılı olan tüm bilgiler yeri ve zamanı geldiğinde açığa çıkarlar… Bu açığa çıkış ise Hikmet kaidesince olur… Hikmet ise, Allah’ın ilimlerinden bir ilimdir…
‘Birol Usta’ Kategorisi için Arşiv
Büyük bir düşünür Kur’an hakkında ezber bozucu olarak, ‘’Kur’an bilgidir’’ demişti.. Niceleri de ondan sonra Kur’an için, ‘’O Mushaf değildir’’ demişlerdir.. Oysa bu sözü söyleyen o düşünür, bu kelimeyi sadece ezber bozmak amaçlı söylemiştir!.. Peki ezberler bozuldu da ne oldu?. Olan tek şey var, eski Mushaf şimdi oldu bilgi kitabı… Oysa Kur’an ne mushaftır ne [...]
”İnancımız iman mıdır?” sorusuna cevabımız; ”Geçmiş yüzyıllarda da nice toplumların zaten putlara inandıklarını biliyoruz” olur. İnançlı tolumların ortak inançları her zaman değişken olmuştur! Çünkü ortak inançlar, zamanın ve mekanın değişimiyle birlikte etkilenebilen hassasiyettedirler… Kur’an (Zati bilgi) ise, toplumların ortak inançlarını eleştirerek, bilginin açığa çıktığı noktada ki, kişi veya topluluğun basiret gözlerini aydınlatır.
Kim, yaşadığı bölgenin alışkanlıklarına ve dinsel adetlerine tutku ile bağlı ise, o insan o bölgenin müdavimlerince imanlı zannedilir ve örnek bir insan olarak gösterilir. Oysa o insanın iman ettiği, yaşadığı çevrenin kabullendiği Tanrısıdır… Bazen o bölgede yaşayan asi ve daha zeki insanlar, kendi toplumlarının kurallarına ve Tanrısına inanmazlar… Bunlar ise, o toplumda ateist olarak lekelenirler… [...]
Cennet ismi geçtiği zaman hayal gücümüzü zorlar ve mekansal yerler düşleriz. Bedenimizi bir palto gibi bırakıp gideceğimiz bu dünyadan, cenneti de güya; yine bedenimizle yaşayacakmış gibi, ortamların arzusu, ümidi, heyecanı ile düşlediğimiz yerler misali yine bedenimizin istekleri doğrultusunda dekore ederiz. Hiç düşünmeyiz ki, cennet mekansal bir yer değildir…
Esma boyutunun sonsuzluğu, insanın kendi öz’üne olan seyrinde varacağı nihai noktaymış gibi görünse de, gerçekte bu böyle değildir. Esma boyutu diye işaret edilen insanın kendi noktasındaki hakikat, her ne kadar sonsuzluğu simgelese de, bu nokta sonsuz noktalar içerisinde sadece bir noktadır. Bu nokta ki Kur’an’da, ”insan” diye işaret edilen muhataptır. Bu noktanın bedeni yoktur. Zahiri [...]
“La İlahe” ayetinin anlamı olan ”Tanrı (İlah) yoktur” anlayışı, en çokta ”ötende bir Tanrı yoktur”u çağrıştırıyor.. ”Ötende bir Tanrı yoktur” gerçeği veya sözü, insanları Tanrı’dan soyutluyor mu acaba?. Tabii ki hayır!… Çünkü insan oğlunun Tanrı (İlah) kavramından kurtulması çok zordur… Günümüzde ise Allah ismi bir Tanrı’yı çağrıştırıyormuş gibi düşünülüyor ve uygulanıyor. Oysa Kur’an’da Allah isminin [...]
Son edindiğim bilgilere göre, Kur’an’ın bahsetmek istediği ”insan” kelimesi “şuur”a işaret ediyor… Şuur Kur’an’a göre ”insan”dır… Adem ismi ile işaret edilen, şuurun mülhime halini betimler… İnsan oğlunun bedensel olarak atasını değil!!… Bu bilgi ve bakış açısından yola çıkacak olursak eğer, şuurun cinsiyeti mümkün değildir! Şuur da cinsiyet olmadığına göre, Kur’an’ın dile getirdiği Hz. Meryem’in de [...]
Allah ismi tüm isimlerin fevkindedir… Allah ismi; Ehadiyeti kapsar, Uluhiyeti kapsar, Rahmaniyeti kapsar, Vahidiyeti ve Rububiyeti de (Rab) kapsar… Kur’an’da Hz. Musa’ya Ateşten hitaben, ”Ben Allah’ım” denmiştir… ”Ben İlah’ım” denmemiştir!!!… Denmemesinin sebebi, ”Ben Allah’ım” hitabının Ehadiyyet boyutundan gelmesindendir!. Çünkü Ehadiyette, ne bir isim vardır,
İzafi Ben’lik olduğu sürece Allah’a kulluk olmaz, olamaz!… İzafi ”Ben”, Allah’ın Esma ve Hüsna diye isimlendirilen sonsuz manalarının bir bileşimidir ki, bu bizim Rabbimiz’dir!… Kur’an’da, ”Rabbim” diye kullanılan işaretlemeler, kişinin kendi varlığını meydana getiren boyuta işaret etmektedir… Ben’liği oluşturan ise, işte bu Rab boyutudur. Bu yüzden de Ben’lik olduğu sürece kulluk Rabbe olur ve Allah’a [...]