Kasım, 2010 için arşiv

“Bu yüzden tüm yaratılanlar “eşitlik ilkesine” tabidirler. Her yaratılan eşittir. Eşitlik varoluştadır, görünüşte değildir. Çeşitliliğin, farklılığın seçme özgürlüğü ilkesinden dolayı olması, eşitsizliği meydana getirmez. Tüm yaratılanlar özde eşittir, farklı boyutlarda, zamanlarda ve ortamlarda (platformlarda) farklılık ve çeşitlilik gösterir. Bu çeşitlilik ve farklılık onların eşit olmadığını asla göstermez.”

Acı beden, çoğu insanın içinde yaşayan yarı otonom bir enerji biçimidir ve duygulardan oluşan bir varlıktır. Acıktığında ve kendini yenileme zamanı geldiğinde, uykusundan uyanır. Buna ek olarak, herhangi bir zamanda herhangi bir olayla tetiklenerek de harekete geçebilir. En önemsiz olayı, birinin söylediği ya da yaptığı bir şeyi ve hatta bir düşünceyi tetik olarak kullanabilir.

(…)Jean-Luc, ölüme mahkum olduğunu anlayınca, bir ileti kaydeder. Ama umudu azaldıkça, Jean-Luc’un beyni yiyecek olmadan hayatta kalabilmesi için taktik değiştirir. Yakıt depolarını tüketince bedeni daha da verimli hale gelir. Bu da onu yavaşlatır. Artık kasları daha az enerji harcamaktadır. Ve tüm iç organları da.

Necat

Posted: 17/11/2010 in Nur Nihan
Etiketler:,

Necat; kurtuluştur  hayatımızdaki nirengi noktalarında. Öğrenci için, bir an evvel okulu bitirmek. Bitiren içinse iyi bir işe yerleşmektir necat. İşe giren evlenir, bekarlıktan necat bulmak için. Evlenir çocuk olur, başka necat…

İsmimin Halleri

Posted: 15/11/2010 in Muhammed Vahit
Etiketler:

“İçimden bir ses diyor ki, ruhun ve bedenin ayrı ayrı kaderleri var… Daha doğrusu madde ve mananın ayrı seyri, ayrı oluşa gelişi, ayrı nasipleri var… Mesela benim ruhumun nasibi ile bedenimin nasibi farklı farklıdır… Neden mi böyle düşünüyorum… Çünkü bedenim inşaa edilirken, ruhum henüz doğmamıştı veya daha basit söyleyeyim; ikisi aynı anda yarışa başlamadılar…”

(…)Dünyaya gelen bir bebek, çekirdek bir benlik olarak gelir, hiçbir deneyimi yoktur. Kuantum dilinde bebeğin dalga fonksiyonu annesininkiyle hemen hemen tamamıyla çakışmış durumdadır ve yansımalı özdeşlik ilişkisi içindedir. Bebek annenin ipliğiyle kendi benliğini örmeye başlar. Annenin dış dünyaya yanıtlarını, algılarını, duygularını, kaygılarını alır ve kendi kuantum hafıza sistemine dahil eder. Bunlar onun yapı taşlarıdır ve [...]

Uyku sadece beyin hücrelerinin hayatî onarımından ibaret değildir. Aynı zamanda beynimizin bize muhteşem özgünlükte gösteriler sunmasına izin verir. Zihinlerimiz rüyalar için birer beyazperdedir. Kimse bu gizemli gece imgelerini neden gördüğümüzü kesin bir şekilde bilmiyor. Bazıları rüyaların beynimizin inanılmaz potansiyelini salmamızı sağladığını söyler.

Bir soru takılmaya görsün aklımıza ya da gönlümüze.  O veya bu biçimde mutlaka cevabını alırız. Kaçarı yoktur bunun… Hele ki soru yeterince ve gereğince içtense yani ruhumuzdan geliyorsa biz onu unutsak bile o bizi unutmaz. En önemsiz ve değersiz sandığımız ego kaynaklı sorular için bile geçerlidir bu kural.

(…)Greg’e göre; eğer gravitonlar oluştuysa, bunların ortadan kaybolmalarının sebebi bizim gerçekliğimizin ötesinde bir yere, bir çeşit ekstra boyuta gitmiş olmalarıdır. Hepimiz dünyamızın üç boyutuna aşinayız, üst ve alt, kuzey ve güney, doğu ve batı. Fakat Greg gibi bilimadamları daha başka, gizli boyutlar olabileceğini düşünüyorlar. Komik görünebilir, resmetmek imkansız ama teorik olarak mümkün ve muhtemeldir ki [...]

Âsi Yunus (1)

Posted: 08/11/2010 in Kemal Gökdoğan
Etiketler:,

Yunus Emre şiirlerinde alışık olmadığımız bir lezzet daha vardır fakat, tadı biraz fazlaca acı olduğu için genellikle gündeme getirilmemektedir. Hâlbuki Yunus Emre’yi Yunus Emre yapan bilinenin aksine “itaatkâr” yönü değildir daha çok “isyankâr” yönüdür.